Baykuş
aslen bir hatundur bakmayın baylığına
Mekanı
cennet ola, makamı şattaraban
Her
mendakkadukkada bir dokuz doğuran...
Kuşkonmaz
sütüyle emziriyor geceyi
Ve
zifiri yıldızlar ürüyor eski samanyollarından
Yavruları
yetişip süzüldü müydü dünyaya
Kadifeden
çıtı çıkmaz kanatlarıyla
Düşlerıini
yiyorlar, gümüşü düşlerini gülibrişim ağaçlarının
Nasıl
yerse ayçiçeği çekirdeklerini çocuklar
Dişlerinin
arasında çıtırdatarak çıtır çıtır
Tuh
sana Puhu Kuşu
Çini
mürekkebinden sarı, susak ve uykusuz nehrime
Batırdığın
bu kaçıncı tahtel-bahir!
Dün
gece seni gördüm seyrıimde
Kanlıcada,
Alborandaymışız
Ben
dükkanın dibinde bir masada oturuyorum açıkta
Sen
geldin o senin en sevdiğin aklı karalı kedi
Hani
keyfe geldiğinde, öyle derdin ya sen,
o
Ahmet Arif gibi mırıl mırıl kedi
Çöktün
karşıma güneşin altına
Bi
açıp bi kapatıyordun gözlerini, o yeni patlamış
yaprak
gözlerini
Ben
de senin şiirini yazarken şimdi Orhan
İçim
geçer gibi de olsa, gözlerimi yummamaya
bakıyorum...
Anla
artık sen, o gün ve o dün geceki düşte
Kaldırım
taşlarını döven zifiri fırçasıyla kuyruğunun
Resmimi
yapan o kedinin ve kendinin ardından
Siyah-beyazlara
karışmaktan, kardeşim, nasıl korkuyorum!
Can Yücel